SON DUYURULAR
MUSA KOCAMAN: EMEKLİ KURBANI DA BAYRAMI DA UNUTTU!
Anadolu’nun köklü kültüründe Kurban Bayramı; sofraların birleştiği, büyüklerin ziyaret edildiği, çocukların sevindirildiği, komşunun komşuya el uzattığı önemli bir manevi değerdir. Kurban Bayramı; paylaşmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın ve kardeşliğin en güçlü şekilde hissedildiği mübarek günlerden biridir. Kurban ibadeti yalnızca dini bir vecibe değil; paylaşmanın, fedakârlığın ve toplumsal dayanışmanın sembolüdür.
Bu vesileyle aziz milletimizin, tüm emeklilerimizin, çalışanlarımızın ve İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyoruz.
BESİCİ SATAMIYOR EMEKLİ ALAMIYOR
Ancak ne yazık ki bugün milyonlarca emekli, Kurban Bayramı’nı buruk karşılamaktadır.
Bir zamanlar çocuklarına harçlık veren, torunlarına bayramlık alan, kurban kesebilen emekliler; bugün temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir.
2018 yılında emeklilere bayram ikramiyesi uygulaması başlatıldığında en düşük emekli maaşı 976 liraydı. Bayram ikramiyesi ise 1.000 TL olarak verilmişti. O dönem emekli, aldığı ikramiye ile kurban ibadetini yerine getirebiliyor, bayrama mahcup olmadan girebiliyordu.
2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan kurban kesim bedeli yaklaşık 850 TL seviyesindeydi. Yani emeklinin bayram ikramiyesi bir kurban bedelini karşılayabiliyordu.
Aradan geçen yıllarda ikramiye tutarları nominal olarak artsa da yüksek enflasyon karşısında emeklinin alım gücü ağır şekilde erimiştir. Bugün 4.000 TL bayram ikramiyesiyle emekli; kurban kesmeyi bırakın, ancak birkaç kilogram et alabilecek duruma düşürülmüştür.
Kurban pazarında küçükbaş 15 bin ila 40 bin aralığında, büyükbaş ise üç haneli rakamlara ulaşmış durumda. Besici satamıyor, yer kirasını bile karşılayamıyor. Vatandaşlarımız da kurban ibadetini yerine getiremiyor.
Emekli maaşları, 35 bin lirayı bulan açlık sınırının altında kalmıştır. 22 yıl önce, bir emekli maaşıyla yaklaşık 15 çeyrek altın alınabiliyorken, bugün aynı maaşla ancak 1,5 çeyrek altın alınabilmektedir.
Bu tablo; emeklinin yıllarca verdiği emeğin, alın terinin ve üretim gücünün nasıl değersizleştirildiğini açıkça göstermektedir.
Emeklinin alın terine virgül konmuştur.
Emeklinin hakkına nokta konmuştur.
Bugün milyonlarca emekli; kira, fatura, ilaç ve gıda arasında tercih yapmak zorunda bırakılmıştır. Bayram sofraları küçülmüş, kurban ibadeti birçok emekli için erişilemez hale gelmiştir.
Biz MESK olarak çağrımızı açıkça yineliyoruz:
Emekli sadaka değil, yıllarca ödediği primin ve emeğinin karşılığını istemektedir.
ÇÖZÜM: 3 KADEMELİ EMEKLİLİK SİSTEMİ
Türkiye’de emeklilik sisteminde yıllardır büyüyen en büyük sorunlardan biri, farklı dönemlerde emekli olan vatandaşlar arasında oluşan büyük maaş uçurumudur.
Özellikle 2008 öncesi ve sonrası emekliler arasında ciddi gelir farkları oluşmuş, aynı süre çalışan insanlar arasında büyük adaletsizlikler ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle MESK olarak çözüm önerimiz nettir:
3 KADEMELİ EMEKLİLİK SİSTEMİ hayata geçirilmelidir.
Bu modele göre:
• En üst kademedeki emeklilere tam maaş verilmelidir.
• İkinci kademe emeklilere %10 daha düşük maaş uygulanmalıdır.
• Üçüncü kademe emeklilere ise %20 oranında farklılaştırılmış maaş sistemi uygulanmalıdır.
Bu sistem sayesinde hem bütçe dengesi korunacak hem de emekliler arasındaki büyük gelir adaletsizliği azaltılacaktır.
Bunun yanında:
• 4A, 4B ve 4C ayrımı kaldırılmalı,
• Tüm vatandaşları kapsayan tek ve adil bir emeklilik sistemi kurulmalı,
• Dul, yetim ve iş göremezlik maaşları yeniden düzenlenmeli,
• Emeklinin yaşam koşullarını iyileştirecek kalıcı reformlar yapılmalıdır.
Emekli bu ülkenin yükü değil; üretmiş, çalışmış, vergisini vermiş, memlekete ömrünü adamış insanıdır.
Emekliye insanca yaşam hakkı verilmeden sosyal adalet sağlanamaz.
Musa KOCAMAN
MESK Genel Başkanı
