Musa KOCAMAN: Çiftçi Emekli Olamıyor; Prim Yükü Alarm Veriyor
MESK Başkanı Musa Kocaman, çiftçilerin sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminde yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, artan prim yükleri ve kayıt dışı istihdamın hem üreticileri hem de kamu maliyesini olumsuz etkilediğini söyledi.
“Bu topraklar binlerce yıldır üretimin, emeğin ve bereketin yurdu olmuştur. Anadolu’nun mayasında alın teri vardır, sabır vardır, toprağa güven vardır. Çiftçi sadece üretici değildir; çiftçi, bu milletin gıda güvencesidir, ekonominin temel direğidir, bağımsızlığın sessiz teminatıdır.
Resmi verilere baktığımızda, Bağ-Kur’lu çiftçi sayısının son 17 yılda yüzde 63 oranında azaldığını görüyoruz. Bu sadece bir istatistik değildir. Bu rakam, üretimden kopan insanları, köyünden ayrılan aileleri ve toprağıyla bağını kaybetmek zorunda kalan üreticileri anlatmaktadır.
Öte yandan, aynı dönemde Bağ-Kur primlerinin yüzde 6 bin 241 oranında artmış olması, çiftçimizin omzuna taşınması zor bir yük bindirmiştir. Bugün birçok çiftçimiz, bırakın emekliliği planlamayı, mevcut primlerini ödeyebilmenin mücadelesini vermektedir.”
Çiftçiler Daha Uzun Süre Prim Ödemek Zorunda
“Mevcut sistemde diğer sigortalılar 7 bin 200 gün primle emeklilik hakkı kazanabilirken, çiftçilerimizin 9 bin gün prim ödemesi beklenmektedir. Yani bir çalışan yaklaşık 20 yıl prim ödeyerek emekli olabilirken, çiftçimizden 25 yıl prim ödemesi istenmektedir.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Doğayla mücadele eden, kuraklıkla, donla, maliyet artışlarıyla savaşan çiftçiden daha uzun süre ve daha ağır şartlarda prim ödemesini beklemek, sosyal adalet duygusunu zedelemektedir.
Çiftçimiz sadece ekonomik riskle değil, aynı zamanda sosyal güvencesizlik riskiyle de karşı karşıyadır. Bu durum sürdürülebilir değildir.
Çiftçinin emeklilik sistemi, yalnızca sosyal güvenlik meselesi değildir. Bu konu, aynı zamanda gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve milli ekonomi meselesidir.
Bugün artık şu soruyu sormak zorundayız:
Eğer çiftçimiz üretimden çekilirse, şehirlerde tükettiğimiz gıdayı kim üretecek?
Eğer gençler köyde kalmazsa, yarının tarımını kim ayakta tutacak?”
3 Kademeli Sistem Prim Adaletsizliğini Çözer
“Artık sosyal güvenlik sistemimizi daha kapsayıcı, daha sade ve daha adil bir yapıya kavuşturmak zorundayız. Bugün 4A, 4B ve 4C gibi farklı statüler üzerinden yürüyen emeklilik sistemi, vatandaşlarımız arasında hak ve yükümlülük dengesinde ciddi farklılıklar oluşturmaktadır.
Emeklilik sistemi sadeleştirilmeli;
4A, 4B, 4C gibi ayrıştırıcı statüler kaldırılarak, tüm yurttaşları kapsayan birleşik ve adil bir emeklilik sistemi kurulmalıdır.
Bu kapsamda;
Birinci kademe:
En üst statüden emekli olanlara tam maaş ödenmelidir.
İkinci kademe:
Tam maaşın %10 altında ikinci kademe oluşturulmalıdır.
Üçüncü kademe:
Tam maaşın %20 altında üçüncü kademe uygulanmalıdır.”
Kamuda Oluşan Zarar
“Kayıt dışı istihdam yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu durum, Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemi açısından da ciddi bir alarm niteliği taşımaktadır.
Kamu maliyesi açısından da önemli bir kayıp ortaya çıkarır. Prim sistemine yeterli katkı sağlanamadığında sosyal güvenlik dengesi bozulmakta, oluşan açık dolaylı olarak devlet bütçesine yük olarak yansımaktadır.”
Tarım İl Müdürlükleri Destek Vermeli
“Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinin çiftçilerimizin yanında daha güçlü şekilde yer alması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda verilecek desteklerin başında toprak analizi gelmektedir. Bu sayede doğru ürün seçimi ve planlı üretim sağlanabilir.
Bununla birlikte su kaynaklarımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için su tasarrufu sağlayan ve çevre dostu üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması da öncelikli hedefler arasında yer almalıdır. Böylece iklim değişikliğine uygun üretim sistemleri konusunda değişim yaşanabilir.
Çiftçilerimizin tarım kredilerine ve finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştıracak rehberlik hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir.
Çiftçiye verilecek teşviklerin yanında verimli tohum ve fide kullanımına yönelik yönlendirme ve destek sağlanması da önem arz etmektedir. Özellikle üretimin nispeten azaldığı kış aylarında çiftçilerimize yönelik kısa vadeli mesleki ve teknik eğitim programları düzenlenmelidir.
Aynı zamanda üreticilerimizin aracı maliyetlerinden korunarak ürünlerini doğrudan pazara ulaştırabilmesini sağlayacak projelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Emeklilik Tüm Yurttaşlarımızın Hakkıdır
MESK olarak emekliliğin bir hak olduğunu her seferinde vurguluyor, bu haktan tüm vatandaşlarımızın yararlanabilmesinin sosyal devletin bir gereği olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda çözüm üretimi noktasında önerilerimizi sıralamayı bir görev sayıyoruz:
Çiftçilerimizin prim gün sayılarının makul seviyelere çekilmesi,
Prim yükünün üretim gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi,
Devlet destekli prim teşviklerinin genişletilmesi,
Genç çiftçilerin sosyal güvenceye erişiminin kolaylaştırılması, artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Bizim anlayışımızda devlet, vatandaşına yük olan değil, yükünü paylaşan devlettir. Çiftçisini koruyan devlet, aslında kendi geleceğini korur.
Şunu unutmamalıyız:
Toprağa sahip çıkan milletler, yarınlarına da sahip çıkar.
Bizler, çiftçimizin alın terini kutsal bilen bir geleneğin temsilcileriyiz. Çiftçimizin emeğini, sosyal güvenceyle, adaletle ve sürdürülebilir politikalarla desteklemek zorundayız.
Çünkü güçlü Türkiye, güçlü üreticiyle mümkündür.
Çünkü çiftçi varsa hayat vardır.”
