Emekliye Ayrılması Gereken Bütçe Nereye? Aylık 782 Milyar Lira!
2008’de beri emekli maaşı hesaplama sistemi değiştirilmemiş olsaydı bugün en düşük emekli maaşı yaklaşık 66 bin lira olacaktı. Oysa bugün en düşük emekli aylığı 20 bin lira seviyesindedir. Bu da her emeklinin aylık yaklaşık 46 bin lira eksik maaş aldığı anlamına gelmektedir. 2008’den bugüne kadar yapılan hesaplama değişikliği nedeniyle yıllar boyunca biriken kayıp hesaplandığında ortaya çok daha yüksek bir meblağ çıkacaktır.
Ancak yalnızca bugünü esas aldığımızda bile tablo çarpıcıdır:
Aylık 782 milyar TL, yıllık 9,3 trilyon TL seviyesinde bir gelir farkı oluşmaktadır.
SGK Uzmanlarının hesaplamalarına göre; 2000 ve 2008 yıllarında hayata geçirilen emekli maaşı hesaplama yöntemi değişmeseydi, 2024’te 7.500 TL olan emekli maaşı 25 bin TL olacaktı.
2026 yılında ise en düşük emekli maaşının yaklaşık 66 bin lira olması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Aylık Bağlama Oranının Düşürülmesi
Bugün emeklilerin sorun yaşamasının iki temel sebebi bulunmaktadır. Bunlardan ilki, 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile getirilen değişikliklerdir.
Bu kanunla birlikte:
- Aylık Bağlama Oranı (ABO) yüzde 50 seviyesine düşürülmüş,
- Aylıkların alt sınırı yüzde 35’e indirilmiş,
- Ülkenin gelişmişlik hızından alınan pay yüzde 100’den yüzde 30’a düşürülmüştür.
Bu değişiklikler özellikle 2008 sonrası prim ödeyen sigortalıların emekli aylıklarının daha düşük bağlanmasına neden olmuştur.
Ayrıca “Emekli maaşı asgari ücretin en az %110’u kadar olur” hükmü 2008 yılında kaldırılmıştır. Bu düzenleme kaldırılmasaydı emekli maaşları asgari ücret karşısında daha güçlü bir taban güvencesine sahip olacaktı.
Alım Gücü Kaybı
Emekliler yılda iki kez açıklanan enflasyon oranına göre zam almaktadır. Ancak 2022 yılından itibaren TÜİK enflasyon verileri madde sepeti açıklanmadan paylaşılmaktadır.
Açıklanan oranların gerçek hayat pahalılığını tam yansıtmadığı yönündeki eleştiriler nedeniyle, emeklilerin aldığı enflasyon farkının alım gücünü korumakta yetersiz kaldığı ifade edilmektedir.
Emeklilerin milli gelirden aldığı pay da düşük seviyededir. Avrupa ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 9 civarındayken, Türkiye’de yaklaşık yüzde 4 civarındadır.
Bu tablo, emeklilerin hem büyümeden hem de milli gelir artışından sınırlı pay aldığını göstermektedir.
“Kök aylık” ve “en düşük aylık” uygulamaları nedeniyle emekli maaşlarının önemli bir kısmı fiilen taban aylık seviyesinde eşitlenmektedir.
Bu uygulama sonucunda:
- Prim günü yüksek olan ile düşük olan arasındaki fark daralmakta,
- Maaşlar tabana doğru yakınsamaktadır.
Bu durum sistemin prim esaslı yapısının zayıfladığı yönünde eleştirilmektedir.
Çalışan Emekli Gerçeği
Türkiye’de “erken yaşta emeklilik” söylemi sıkça dile getirilse de veriler emekli aylığı alanların yaklaşık yüzde 72’sinin 56 yaş ve üzeri olduğunu göstermektedir.
Öte yandan, emekli aylıkları yeterli olmadığı için emekli olanların yaklaşık yüzde 57’si aktif olarak çalışmaya devam etmektedir. Bu durum, emekli maaşlarının tek başına geçim sağlamada yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır.
Çözüm: 3 Kademeli Emeklilik Modeli
Bugün emekli yurttaşlarımız için gelir adaletini sağlamanın çözümü üç kademeli emeklilik modelinde yer almaktadır. Emekliler, 2008 öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrılmış, en yüksek emekli maaşı ile en düşük maaş arasında bir uçurum ortaya çıkmıştır. Bu adaletsizliği çözmenin yolu da en düşük emekli maaşını en yüksek maaşa yaklaştırmaktan geçmektedir.
Emeklilik sistemi sadeleştirilmeli; 4A, 4B, 4C gibi ayrı statüler kaldırılarak tüm yurttaşlar için birleşik bir sistem kurulmalıdır.
Bu kapsamda:
- En üst statüden emekli olanlara tam maaş,
- İkinci kademe için tam maaşın %10 altında,
- Üçüncü kademe için tam maaşın %20 altında ödeme yapılmalıdır.
Dul, yetim ve iş göremezlik gibi sürekli gelir kalemleri de bu sistem içinde adil biçimde yeniden yapılandırılmalı; bu ödemeler en üst kademe emeklilik aylığının en fazla %80’i oranında belirlenmelidir.
Bu düzenleme hem sosyal korumayı güçlendirecek hem de sistemdeki ayrımcılığı ortadan kaldıracaktır.
Emeklinin Gücüyle Doğu Anadolu Projesi
Emeklinin Kesintisi Doğu Anadolu Projesine Aktarılabilir! 2008 yılında hayata geçirilen hesaplama sistemiyle emeklinin maaşına yansıması gereken bütçe ile farklı bir kaynak yaratılmıştır.
Oysa hesaplama sistemi değiştirilmemiş olsaydı, 2008 yılından 2026 yılına kadar geçen sürede, 18 yılda, emeklinin maaşı kademeli biçimde düşmüştür. Oysa bugün en düşük emekli maaşı 66 bin lira seviyesinde olabilirdi. Bu durumda aylık 782 Milyar Lira kaynak, farklı biçimde kullanılmaktadır.
İşte bu nedenle MESK olarak, hazırlamış olduğumuz Doğu Anadolu Projesi’nin kaynağının hazır ve kökeninin belirli olduğunu biliyoruz. Emeklinin bütçesinin emekli için kullanılması gerektiğinin altını çiziyoruz!
Emekliye Bir Umut: Doğu Anadolu Projesi
MESK Doğu Anadolu Projesi kapsamında Türkiye'nin tarım ve hayvancılığının yeniden canlandırılmasını, Nüfus yoğunluğunun sıkıştığı Büyükşehirlerin rahatlatılmasını, daha hızlı ve etkin sağlık hizmeti erişiminin kolaylaştırılmasını ve barınma sorununun kökten çözülmesini hedeflemektedir.
MESK Doğu Anadolu Projesi; tarım ve hayvancılığın yeniden canlandırılmasını, büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğunun azaltılmasını, sağlık ve barınma sorunlarının çözülmesini hedeflemektedir.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan 6 bin 511 köye yapılacak yerleşim projeleriyle her köye en az 100 ev inşa edilmesi planlanmaktadır. Köy başına ortalama 200 kişinin yerleşmesi öngörülmekte, böylece yaklaşık 1,3 milyon kişiye yeni bir yaşam alanı oluşturulması hedeflenmektedir.
Kooperatif modeli ile emeklilerin tarımsal üretim yaparak ek gelir elde etmesi sağlanacak; hem üretim artacak hem de emekliler ekonomik olarak desteklenecektir.
Bu proje ile:
- Atıl durumdaki bölgeler üretimle canlanacak,
- Küçük sanayi ve yerel ekonomi hareketlenecek,
- Gıda üretimi artacak,
- Büyükşehirlerdeki yoğunluk azalacaktır.
Emekli maaşı, yalnızca zam oranı tartışması değildir; sistemsel bir hesaplama ve adalet meselesidir. 2008 sonrası yapılan değişikliklerin etkisi bugün milyonlarca emeklinin gelirinde hissedilmektedir.
Sorun yalnızca bugünkü 46 bin liralık fark değildir. Asıl mesele, yıllar boyunca biriken kaybın büyüklüğüdür. Bu nedenle çözüm, geçici artışlar değil; adil, sade ve sürdürülebilir bir emeklilik sistemidir.
