99’dan 2008’e Emekli Maaşı: Prim Yükü Aynı, Maaş Daha Düşük!
Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi son 25 yılda yapılan düzenlemelerle emekliler ve çalışanlar açısından ciddi bir hak kaybına uğramıştır. Özellikle 1999 ve 2008 yıllarında yapılan değişiklikler, emeklilik şartlarını ağırlaştırmış; prim gün sayıları artmış, emeklilik yaşı yükselmiş ve emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi çalışanların aleyhine olacak şekilde değiştirilmiştir. Bugün milyonlarca çalışan, uzun yıllar boyunca yüksek primler ödemesine rağmen emekli olduğunda insanca yaşamaya yetmeyecek aylıklarla karşı karşıya kalmaktadır.
1999 Yılında Emekli Maaşı Hesaplama Yöntemi
1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı düzenleme ile emeklilik sisteminde önemli değişiklikler yapılmış olsa da o dönemde emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi çalışanların lehineydi. Maaşlar hesaplanırken çalışanların kazançları enflasyon ve ekonomik büyüme oranlarıyla güncelleniyor, emekliler ülke ekonomisinin büyümesinden pay alabiliyordu. Aylık bağlama oranları daha yüksek olduğu için uzun yıllar çalışan bir işçi emekli olduğunda aldığı maaş ile yaşamını sürdürebilecek bir gelir elde edebiliyordu. O dönemde emekli aylıkları asgari ücretle kıyaslandığında çok daha güçlü bir seviyedeydi.
Emekli aylığı belirlenirken çalışanın yıllar boyunca elde ettiği kazançların ortalaması alınmakta ve bu kazançlar güncellenirken sadece enflasyon değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik büyümesi de hesaba katılmaktaydı. Başka bir ifadeyle çalışanlar emekli olduklarında ülke ekonomisinin büyümesinden doğrudan pay alabiliyordu. Bu ortalama kazanç üzerine uygulanan aylık bağlama oranı ise oldukça yüksekti. İlk on yıl için yaklaşık %3,5, sonraki yıllar için ortalama %2 civarında hesaplanan bu sistemde uzun yıllar çalışan bir kişinin toplam aylık bağlama oranı %65 ile %75 seviyelerine ulaşabiliyordu.
2008 Değişikliğinin Emekli Maaşına Yansıması
Bugün yürürlükte olan sistem ise çalışanların ödediği prim ile alacağı emekli aylığı arasındaki bağı zayıflatmış durumdadır. Emeklilik yaşı kademeli olarak yükseltilmiş, prim gün sayıları artırılmış, aylık bağlama oranları ciddi şekilde düşürülmüş ve maaş güncelleme yöntemleri değiştirilmiştir. Sonuç olarak, uzun yıllar prim ödeyen çalışanlar emekli olduklarında düşük aylıklarla karşı karşıya kalmakta; emeklilik, çalışanlar için bir güvence olmaktan uzaklaşmaktadır.
2008 sonrasında değiştirilen hesaplama yöntemiyle birlikte geçmiş kazançların güncellenmesinde ekonomik büyümenin büyük bölümü hesaptan çıkarılmış, güncelleme katsayısında yalnızca enflasyon ve büyümenin sınırlı bir kısmı dikkate alınmaya başlanmıştır. Bunun yanında aylık bağlama oranları da ciddi biçimde düşürülmüştür. Yeni sistemde her çalışma yılı için yaklaşık %2 civarında bir bağlama oranı uygulanmakta ve uzun yıllar çalışan bir kişinin toplam bağlama oranı çoğu zaman %35 ile %45 aralığında kalmaktadır.

Prim Yükü Aynı; Maaş Daha Düşük
Dikkat çekici olan bir diğer gerçek ise çalışanların ödediği prim yükünün neredeyse aynı kalmasına rağmen elde edilen emeklilik gelirinin ciddi biçimde düşmüş olmasıdır. Bugün bir çalışanın maaşından yaklaşık %14 oranında sosyal güvenlik primi ve %1 oranında işsizlik sigortası primi kesilmektedir. Toplamda yaklaşık %15’e ulaşan bu kesinti oranı geçmiş dönemle büyük ölçüde benzer seviyededir. Yani çalışanların sistem için ödediği prim yükü önemli ölçüde değişmemiş, ancak emeklilik döneminde elde ettikleri gelir ciddi biçimde gerilemiştir. Bu durum sosyal güvenlik sisteminde çalışan ile emekli maaşı arasındaki dengeyi açık biçimde bozmuştur.
Sosyal güvenlik sisteminin temel amacı, çalışanların yıllarca verdikleri emeğin karşılığını emeklilik döneminde güvenli ve onurlu bir yaşam olarak geri almalarını sağlamaktır. Ancak mevcut sistem bu amacı yerine getirememektedir. Çalışanların ve emeklilerin hak kayıplarının giderilmesi için sosyal güvenlik sisteminde köklü bir iyileştirme yapılması artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
Bu nedenle MESK olarak talebimiz nettir:
Emeklilik sisteminin çalışanların lehine olan 1999 dönemi emeklilik düzenlemeleri temel alınarak yeniden yapılandırılmasıdır. Emekli aylıklarının hesaplanmasında büyümeden pay verilmesi, aylık bağlama oranlarının yükseltilmesi ve çalışanların ödediği prim ile alacağı emekli maaşı arasındaki adil dengenin yeniden kurulması gerekmektedir.
Unutulmamalıdır ki güçlü bir sosyal devlet, emeklisine sahip çıkan devlettir. Yıllarca üretime katkı sağlayan, ülke ekonomisine emek veren milyonlarca çalışan ve emekli insanca yaşayabilecek bir emeklilik sistemini hak etmektedir.
Çözüm 3 Kademeli Emeklilik
Bugün emekli yurttaşlarımız için gelir adaletini sağlamanın çözümü üç kademeli emeklilik modelinde yer almaktadır. Emekliler, 2008 öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrılmış, en yüksek emekli maaşı ile en düşük maaş arasında bir uçurum ortaya çıkmıştır. Bu adaletsizliği çözmenin yolu da en düşük emekli maaşını en yüksek maaşa yaklaştırmaktan geçmektedir.
Emeklilik sistemi sadeleştirilmeli; 4A, 4B, 4C gibi ayrı statüler kaldırılarak tüm yurttaşlar için birleşik bir sistem kurulmalıdır.
Bu kapsamda:
- En üst statüden emekli olanlara tam maaş,
- İkinci kademe için tam maaşın %10 altında,
- Üçüncü kademe için tam maaşın %20 altında ödeme yapılmalıdır.
Dul, yetim ve iş göremezlik gibi sürekli gelir kalemleri de bu sistem içinde adil biçimde yeniden yapılandırılmalı; bu ödemeler en üst kademe emeklilik aylığının en fazla %80’i oranında belirlenmelidir.
Bu düzenleme hem sosyal korumayı güçlendirecek hem de sistemdeki ayrımcılığı ortadan kaldıracaktır.
